3 Kasım 2014 Pazartesi

Bal Kızımla 24. Hafta

Bu hafta en yoğun haftalarımızdan birisiydi, çok eğlenceli bir hafta başlangıcı yapamasak da çok güzel bitti. Ne olduysa Pazartesi günü kahvaltı sonrası oldu. Kızımla keyifli keyifli kahvaltımızı yaptık (malum artık pazartesiler sendrom değil benim için ;) ), tv başına geçtik mailler bloglar derken su almaya kalktım ki; o da ne! Aniden belim tutulmuş, geçer diye düşündüm önce çünkü arada bel ağrılarım olurdu hamilelik öncesi, bu kez hiç bir ağrı olmadan direkt tutulmuştu ama nasıl olsa geçecek dedim. Akşama doğru daha da kötülemeye başladı ve Salı sabahı uyandığımda resmen doğrulamıyordum. İlaç kullanamayacağım için doktora gitmeyi düşünmemiştim ama daha kötü olmasından korktum ve doktorumun da önerisi ile bir beyin cerrahına göründüm. Hamilelikten dolayı MR falan çekilmedim ama doktor çok normal olduğunu, kasların hamilelikte daha güçsüz hale geldiğini böyle tutulmaların olabileceğini söyledi ve oturma sadece uzan gerekmedikçe de kalkma diyerek, bir kaç da ilaç yazarak eve yolladı :) Ne olduğunu artık doğum sonrası öğreneceğim, umarım fıtık gibi bir şey değildir.. İçime sinmeyerek de olsa merhemleri o akşam kullandım üzerine de koccim ılık havlu koydu ve bir güzel uyudum. Sabah kalktığımda hala devam ediyordu, beni üzen ise Bursa'ya gidemeyecek olmamdı :/ Canım arkadaşım Merve'nin düğünü vardı, hem gitmişken kalacak kızıma alışveriş yapacaktım, hem de annemlerle bir sürü planımız vardı ama kısmet olmadı. Doktor bu halde yolculuk yapmamın iyi olmayacağını söyleyince de korkudan riske atamadım, dik yürüyemediğim için karnımda da ağrılar hissediyordum korkmadım desem yalan olur.

Perşembe gününe kadar evden çıkamadım, şükür ki Perşembe sabahı çok daha iyi uyandım. Hemen anne-baba gecesi yaptık ;) Önce yemek sonra da sinema (İncir Reçeli 2'yi izledik, tavsiye ederim) nasıl iyi geldi anlatamam. Sinema arasına da langırt sıkıştırdık, çok keyif aldım. Kızımızın tepikleri eşliğinde film keyfi de ayrı bir güzel oluyor hani :) Son durağımız D&R'dı, orada hep kendimi kaybediyorum öyle ki sadece D&R'a gitmek için evden çıktığımız oluyor. Kitapları seviyorum, dokunuyorum, saatlerce kalabilirim. Hamilelikle birlikte takıldığım bölümler de değişti :) Bir kaç bebek dergisini de kolumun altına sıkıştırdım ve bu geceyi musmutlu bir şekilde tamamladık. Kızım da çok okur inşallah, daha küçücükken kütüphanelere gitmek en büyük hayallerimden.. Kitap kokusuyla büyütmek niyetim.

Cuma sabahı heyecanla uyandık. Şeker yükleme testim vardı. Bu konuda her kafadan ayrı ses çıkıyor, özellikle de Canan Karatay'ın yaptırmayın diye bas bas bağırmalarından sonra herkes prof kesildi. Bu konuda bir sürü şey yazarım da neyse :) Ben doktoruma güvendiğimden ve yaptırmamam durumunda şekerim yüksek ise sonuçları Allah korusun bebeğim açısından çok riskli olduğundan yaptırdım. Kimse yaptırmadım dikkat ediyorum zaten falan demesin, inanmam :) Hele ki hamileyken canınız bir şey çektiğinde ne kadar iradeli olabileceğiniz bir muamma. Zararını bildiğimiz şeyler için demiyorum tabii ki. Ama azcık tatlıdan zarar gelmeyeceğini bence herkes düşünür, hele ki aşeriyorsanız..

Tatlıyla pek aram olmamasına rağmen içerken zorlanmadım ben, içerisinde limon da olunca tadı kırılmıştı zaten. Doktorum benim için 50 gr'lık yüklemenin yeterli olduğunu söyledi, içtiğim miktarda az olunca kolay oldu açıkçası. Zaten hastanemizde taşınmıştı, tertemiz yeni ve kocaman bir binaya. Bunun da mutluluğuyla hastanede gezinirken zaman nasıl geçti anlamadım. Doğum katına çıktık ve boş odalardan birini gezdik. Çok çok güzeldi, neyi nereye koyacağımızı düşündük. Çok mutlu olduk, Allah o günleri nasip etsin inşallah.

Gün içerisinde Murat hastaneyi arayarak sonucumuzu öğrendi, şükür normal çıktı. Hemen pasta yiyip kutlama yaptık kızımla diyeceğim olmayacak ama vallahi de yaptık :)

Cumartesi sabahı yine heyecan ama bu kez daha büyük! Meleğimizin aylık kontrolü gelmişti nihayet. Nasıl güzeldi tarif edemem, nasıl tatlı o ağız, eller, yüz maşallah! Gözümün önünden gitmiyor, hala nazlı kızım yüzünü gösterip hemen saklanıyor. Elleri hep yüzünde, yeni uyanıyordu gittiğimizde. Hatları da daha belirginleşmiş, kilo da almış kızım, geçen kontrolün tam 2 katı maşallah bal böreğime. Ağzını yüzünü yesin annesi. Doktorumuz uzun uzun gösterdi bu kez bize, biz hayran hayran Eylül Masalımızı izlerken minik hanım eliyle yüzünü kapadı ve parmağını burnuna sokuverdi :D Hepimiz bayıldık nasıl tatlı bir görüntü anlatamam, doktorumuz hemen ultrason görüntüsü aldı, günde 100 kere bakıyoruz :)

Çok şükür kontrolümüzden iyi haberlerle döndük. Bu aralar idrarım koyu, mutlaka 2 lt su içiyorum üstelik. Doktor demir ve vitaminlerin boyayacağını söyledi. Ayrıca amniyon sıvısının annenin içtiği su ile doğrudan ilgisi olmadığını öğrendik. Bebeğin idrarından oluşuyormuş :) Bir sonraki kontrolü iple çektiğimizi söylememe gerek yok sanırım, şimdiden çok özledik..

Cumartesi akşamı sevdicek işten dönerken kocaman bir paket getirdi. Çilek gibi kokuyor dedim ama çilek kokulu ne olabilir diye düşünüyordum, çilek olduğu aklıma gelmedi :D (şaşkın anne adayı) Koca yaz çilek aklıma bile gelmemişti, bu aralar söyleyip duruyordum koca yaz çilek yemedim ben diye. Canımın içine dert olmuş, internetten bulmuş. Aşerenlere özel siteler var malum, ayrıntıları Murat anlatır. Organik ve çok güzellerdi, bitti bile :) Yarasın kızçeme ^.^

Yemek demişken, Allahımm iştahımı durdurmıyorum :) Abur cubura yüklenmesem sorun değil de, neyse toparlarım yakında. Arada olur böyle. Dün alışveriş sonrası yemeğe gittik. Sadece kebap yiyecektik ve pek de aç değildim üstelik. Menüyü elime almaz olaydım :D Beyran çorbasından başladım, mantı, salata, ezme ve ali nazik kebabıyla devam ettim. Murat'ın kuzu tandırına da sulandım, ondan da sebeplendim :D Sipariş verdikten sonra utandım, bir de masanın o kocaman dolu halini görünce :D Her tabak gelişinde Murat'la gülme krizlerine girdik. Bir de garsonların ikramları, haha adamlar ne düşündüyse artık. Kesin arkamdan ühh dünyaları yedi demişlerdir. Napayım mazeretim var :D

Bebeğimize hazırlıkları hızlandırdık bu hafta. Ne görsek almak istiyoruz. Henüz dolabını almadığımızdan, aldıklarımız ayrı ayrı yerlerde duruyordu. Bir anda niyeyse çok üzüldük, hemen kendi dolabımızdan yer ayırdık ve her şeyi sevip sevip yerleştirdik :) Gece gözüme uyku girmedi. Dolabın onun tarafını açık bıraktık, yattığım yerden seyrettim durdum. Nasıl değişik, yoğun duygular..

Yazdıkça yazasım geliyor, anlatacak çook şeyim var, sanırım daha sık yazmalıyım. İyi ki acıktım yoksa bu yazı bitmezdi :)

Sağlıkla, hayırla, zamanında gel canparçam, seni çok seviyoruz.

Hep sevgiyle ^.^
(24+1)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Merhaba, bloguma hoş geldiniz :) Değerli yorumlarınızı esirgemediğiniz için teşekkür ederim ♥
Daha fazlasını yazmak isterseniz mail atabilirsiniz ♥
gozdeanne@gmail.com